Vejetaryen beslenme

Vejetaryen beslenme

Albert Einstein:

"Vejetaryen beslenmenin, insan davranışları üzerine yaptığı saf fiziksel etkiyle insanlığa yara n çok büyüktür."

G.Bernard Shaw:

"Bizlerin, katledilmiş hayranların yaşayan gömüleriyle yeryüzünde ideal koşullan yaratması nasıl beklenir? Hayvanlar benim arkadaşlarımdır ve ben arkadaşlarımı yemem. "

Leonardo Da Vinci:

"İnsanoğlu acımasızlığıyla tüm hayvanların kralıdır. Bizi başka canlıların ölümü yaşatıyor.İlk gençliğimde et yememeye ant içtim. En büyük korkum hayvanların acımasızca öldürenlerin, zamanla insanlan da öldürmesidir."

Bir Uzakdoğu atasözü:

"Ne yersek o'yuz veya ne yiyorsak o'nu yansıtırız:"

Büyük bir atom yapımı ve yıkımı içerisindeyiz. Yediğimiz her şey, bedenimizdeki hücreleri değiştirdiği için, sonuçta yediğimiz gıdalardan oluşuyoruz. Dışarıyla olan en büyük alışverişimiz yiyecek, içecekler ve biraz da soluduğumuz havayla olmaktadır. Ağızdan beslenme yoluyla dışarıdan aldığımız tüm maddeler, aslında bizim temel yapı taşlarımızdır. Dolayısıyla ne yersek o'yuz. öyle bir örnek verebiliriz. Hayvanlar, normalde daha sağlıklı bir kimyaya sahip olmalarına rağmen, öldürüleceklerini anladıkları anda negatif kimyasal maddeler salgılarlar. Özellikle mezbahalarda kesilenler, çok ciddi bir gerilim yaşamakta, ölüm korkusuna bağlı olarak hemen çeşitli enzimler, nöropeptitler dolaşıma katılmaktadır. En basitinden, sempatik sistem aktive olmakta ve yoğun miktarda adrenalin açığa çıkmaktadır. Hayvan öldüğü zaman bu maddeler dolaşıma ve sisteme geçmekte ve insan tarafından yendiğinde de bedene girmektedir. Son araştırmalar belirli besinlerin, beynin çalışmasını, hatırlamasını, uyku motor hareketlerini, acı, depresyon, öğrenme yeteneği ve hatta gerçeğin algılanması gibi değişik zihinsel ve fiziksel fonksiyonları doğrudan doğruya etkileyerek beynin kimyasal dönüştürücülerini değiştirdiğini göstermiştir. Sözgelimi soya fasulyesi gibi, besin değerleri bakımından zengin gıdalar hafıza yeteneğini artırırken; karbonhidratça zengin ve proteini az besinlerin kişiyi miskinleştirdiği doğrulanmıştır. Çünkü karbonhidratlar insülin üretimini uyarırlar. İnsülin ise beyindeki serotonin seviyesini artırır, bu da kişiyi uykulu ve miskin yapar. Aşırı tatlı ve abur cubur beslenen kişiler için de bu geçerlidir. Vejetaryenliği birkaç gruba ayırabiliriz:

• Veganlık: Veganlar, hayvanla ilgili hiçbir ürünü kesinlikle tüketmeyen gruptur. Bu grubun inancına göre hayvanın sütü bile yavrusunu beslemesi içindir ve insanoğlunun onu tüketmeye hakkı yoktur. Benim görüşüme göre, çok katı olmak doğru değildir. Vegan olarak beslenen kişilerde, zamanla bazı beslenme bozuklukları olabilir.

• Lakto vejetaryenlik: Lakto vejetaryenler hayvan etini yemezler, fakat hayvansal ürünleri tüketirler. Hayvanın bizzat canına kastetmeden, ürünlerini, sütünü, sütden elde edilen yoğurdu, balını, peyniri yiyebilirler.

• Semi vejetaryenlik: Sadece büyükbaş hayvanları, kırmızı eti yemezler; nadir olarak beyaz et tüketebilirler. Hekimlik deneyimlerimden izlediğim kadarıyla, en iyi beslenme türü lakto vejetaryenliktir. Çünkü lakto vejetaryenlik sadece meyve, sebze, baharat, kuruyemiş değil; süt, süt ürünleri ve bal gibi bazı temel gıdaları da kapsamaktadır. Bu beslenme tarzıyla protein eksikliği olması söz konusu değildir. Vücut için gerekli bütün mineral ve vitaminler de alınmış olunur. Sonuçta vejetaryen beslenme satvik bir beslenme türüdür.

SENDE YORUM YAP!

Whatsapp