Gebelik

GEBELİK (fetation, hami)

Haml kelimesi kök itibariyle yük, yük yüklenmek, yükletmek, yük taşımak, istemiyerek yüklenmek, ağır bir yükü üzerine alıp zorlanmak, yüke dayanmak gibi manâlara gelmektedir. Tıp Istılahında ise; nutfe (sperma)'nın ana-rahmine düşmesinden itibaren, sekizinci haftanın sonuna kadar "cenîn, Embryo" bundan sonra doğum gününe kadar ise "Haml, Fetation" denildiği gibi, gebe kadına da "Hâmile" denir. Gebe kadına benzetilerek yağmur yüklü buluta ve meyveli ağaca da Hâmile denilmiştir."1

Nitekim Kur'ân-ı Kerim'de: "Allah, her dişinin neye gebe kalacağını (erkek veya dişi, iyi veya kötü) bilir. Rahimlerin neyi eksik ve neyi ziyâde edeceğini (doğacak yavrunun sağlam veya sakat, tek veya ikiz, gebelik müddetinin az veya çok olacağını da) bilir. Allah katında her şey bir ölçü iledir" (Râd8).

* "Allah sizi (önce) topraktan, sonra menî'den yarattı. Sonra (erkekli dişili) çiftler kıldı. O'nun izni ve bilgisi olmaksızın hiç bir dişi gebe kalmaz ve doğurmaz. Bir canlıya ömür verilmesi de, onun ömründen (bir miktar) azaltılması da, mutlaka bir kitapta (levh-i mahfuz'dayazılı)'dır. Şüphesiz ki bunlar Allah için kolaydır" buyrulmuştur. (Fâarii). CENİN ve ÖMÜR mad. de bak.

Gebelik İşaretleri:
Cinsel ilişki zamanında her ikisinden de aynı anda inzal meydana gelmesi,

*İnzalden sonra kamış yorgun ve intişarını kaybetmiş olarak çıkması,

*Kadının rahminin ağzı kapanır, sanki bir mil ucu sığmayacakmış gibi olur. Rahim yukarıya ve öne doğru yükselir.

*Karnında, sırtında, bacaklarında, memelerinde, göbek ile vagina arasında hafif ağrılar meydana gelir. Cinsel temasa karşı kendisinde isteksizlik meydana gelir. Eğer cinsel temas olursa sıkıntılı olur, zevk ve lezzet almadığından dolayı menisi de gelmez,

*Adet kanaması kesilir veya azalır yahutta tehir eder. Nitekim bir kadın Hz. Âişe'ye gelerek, hâmile olduğu halde âdet gördüğünü söylemiş. Bunun üzerine Âişe: Temizlen ve namazını kıl! Zira hâmile kadın âdet görmez (bu bir özürdür) demiştir."2

*Bir ay veya iki ay sonra; kusma, sıkıntı, tenbellik, vücut ağırlığı, başağrısı, başdönmesi, göz kararması, kalp çarpıntısı, iştahsızlık, meydana gelir, yüzünün rengi değişir, gözünün beyazı sararır. Bu işaretler kız çocuğunda daha da fazla olur.

* Cenin dört aylık olduğu zaman, kadının adet kanaması kan ile süt arasında bir kıvamda çocuğa gıdaya dönüşür ve yukarıda saydığımız sıkıntılarda kaybolur.
(İbnü'n-Nefıs s. 404-405)

* Toprak, kil ve kireç gibi tabîî olmayan şeyleri yemeye ihtiyaç duyması vs. gibi belirtilerdir.AŞYERME (AŞERME) maddesine bak.

* Gebeliğin başlangıcı sevinç, neşe ve birbirlerini müjdelemeden ibarettir. Hastalık veya korkulacak bir şeydeğildir. Sonu ise bunun tam tersinedir. Zira yüce Allah, yaşlı ve kısır olmasına rağmen Hz. İbrahim'in eşi Sâre'nin hamlini tebrik etmek üzere: "Biz onu İshak ve İshak'tan sonra da (torunu) Yakub ile müjdeledik..." buyurmuştur. (Hud7i) KISIRLIK maddesine de bak.

* Hz. Havva'nın hamileliğinden bahse-dilirken İSe (Araf 189): "(Âdem) eşini sarıp örtünce (onunla birleşince) hafif bir yük yüklendi (hâmile kaldı). Onu bir müddet (karnında) taşıdı. Hamileliği ağırlaşınca, Rableri olan Allah'a: "Andolsun eğer bize kusursuz bir çocuk verirsen, muhakkak şükrederlerden olacağız" diye duâ etmeye başladılar" buyrulmuştur.

Gebelik Testleri:

Hamile kadınların idrarı, bazan atılmış pamukgibi kabarırvebulanıkolur. Saflığı bozulur içinde adet kanından ve daha bazı şeylerden karışımlar bulunur,

*Bazan da idrar saf olmakla beraber dikkatli bakıldığı zaman üzerini ince bir duman kaplamış gibi gözükür. Çoğu kez de içinde aşağı ve yukarı hareket eden zerrecikler görünür,

*Bal şerbeti yağmur suyu ile eşit olarak veya biraz fazla karıştırılır, kadın uykuya yatacağı zaman içirilir, eğer bağırsaklarında ağrı hissederse hâmiledir, yoksa değildir,

* Kadın bir gün oruç tuttuktan sonra her tarafı kapalı bir elbise giydirilir, bir kap içinde tütsü yapılır, eğer tütsünün kokusunu hissederse hamile değildir.

*Aç karına kadının yanına sarımsak getirilir, eğer sarımsağın kokusunu hissederse, hamile değildir. Eğer hissetmezse hamiledir,

*Hamileliğin ilk günlerinde idrar, sarı veya gök renginde olur. Sonlarına doğru ise, kırmızıya meyyaldir,

*Yaş itibariyle küçük olan kadın, erken evlenip hamile kalacak olursa, rahmin ve rahim kanalının tam gelişmemiş olmasından dolayı, doğum sırasında annenin ölümünden korkulur. Hamile kadın müzmin sıtma hastalığına yakalanır, veya rahminde şişlik (ur) meydana gelirse, o annenin de doğum sırasında ölmesinden endişe edilir.

Ceninin Hasta Olması:
Ceninin hasta olması, annesinin hasta olmasına ve çok istifrağ etmesine ve hamilelik sırasında adet görmesine, ceninin rahimde hareketinin zayıf veya hiç hareketsiz olmasına bağlıdır. (Ibnü'n-Nefıs -.404-405)

Gebeliğe Zararlı Olabilecek Şeylerden Sakınmak:

Enes İbni Mâlik (r.a.) demiştir ki: "Peygamber Aleyhis-Selâm; hâmile kadın ile, çocuğuna zarar gelmesinden korkan emzikli kadının Ramazan orucunu yemelerine izin vermiştir."3

* İbni Abbas (r.a.) da: "Yaşlı erkek ve kadın, hâmile ve emzikli kadınlar, oruç tuttukları zaman, çocuklarına veya kendilerine zararlı olacağından endişe ederlerse oruç tutmazlar" demiştir."4

* Korku dahi hâmile kadınlar için tehlikelidir. Nitekim bir hadîs-i şerifte: "Yılanları öldürünüz! Bilhassa sırtında iki beyaz çizgi bulunan yılan ile (kuyruksuz veya) kısa kuyruklu olanına dikkat ediniz! Çünkü bu yılanlar kadınların karnındaki yavruyu düşürür ve gözü kör ederler" buyrulmuştur."5

Hâmile kadınlar, gebelik süresince normal bir yük taşıdıkları için, ikinci olarak ağır bir işte çalıştırılmaması; ağır yük kaldırmaması, kendisine veya yavrusuna zararlı olabilecek hiç bir ilaç kullanmaması tavsiye editmiştir. Nitekim taşıdığı yük ile ilgili olarak yüce Allah şöyle buyurmaktadır: "Biz insana, ana-babasına karşı iyi davranmasını tavsiye ettik. Çünkü anası onu nice sıkıntılarla, zahmetlerle taşıdı. Sütten kesilmesi de iki yıl sürmüştür..." (Lokman 14)

"Biz insana, ana-babasına iyilik etmesini tavsiye ettik. Annesi onu zahmetle taşıdı ve zahmetle doğurdu..."
(Ahkaf 15)

* İşte annenin çektiği bu zahmetlerden dolayı olmalıdır ki; Bir kimse Peygamber Aleyhis-Selâm'a gelerek: "Yâ Rasûlallâh! Benim iyilik yapmama en lâyık kişi kimdir?"diye sorduğunda, Peygamber Aleyhis-Selâm: "Annendir" buyurdu. Adamcağız: "Sonra kimdir" diye sordu. Peygamber Aleyhis-Selâm: "Annendir" diye cevap verdi. Adamcağız üçüncü defa: "Sonra kimdir" diye sorunca, Peygam-ber Aleyhis-Selâm: "Annendir" diye cevap verdi. Adamcağız dördüncü defa: "Sonra kimdir" diye sorunca, Peygamber Aleyhis-Selâm: "Sonra babandır, sonra en yakın (akraba)larındır" buyurdu."6

* İbni Büreyde (r.a.) demiştir ki: "Hac esnasında, sırtında annesini taşıyarak tavaf yaptıran bir kimse, Peygamber Aleyhis-Selâm'a: "Bu hizmetimle, annemin hakkını ödeyebildim mi?" diye sorması üzerine Peygamber Aleyhis-Selâm: "Hayır, anne karnında attığın bir tekmenin hakkını bile ödemeyemedin" buyurmuştur."7

* "Cennet anaların ayakları altındadır."8 mübarek sözü, boşuna söylenmiş sözlerden değildir. Hâmile kadın hasta kimse gibidir. Hâdiselere karşı gücü azalır, herhangi bir şeyden çabucak etkilenir, basit bir şeye gücenir, basit şeylere üzülür. İşte bu sebeple etrafındakilerin dikkatli olması lâzımdır. Hatta iyi beslenmesi, et-süt, yumurta-yoğurt, bal, sebze, meyve gibi gıdası bol tabîî yiyeceklerle beslenmesi tavsiye edilmiştir.

* Vasıyyet konusunda da hâmile kadın yine hastaya benzetilmiştir. Doğum sırasında ne gibi bir hâdise ile karşılaşılacağı bilinmediği için, doğumdan önce; borçları, alacakları ve diğer konularda sözlü veya yazılı olarak vasıyyette bulunması tavsiye edilmiştir."9

Yalancı Gebelik:
Adet kanamasının kesilmesinden dolayı rahimde veya rahim kanalında kan toplanması sabebiyle gebeliğe benzeyen bir haldir.

Sebebleri:
Rahimde fazla miktarda sıvı madde oluşması. Bunlardan latif olanlar vücut harareti ile yok edildiği halde, kesif olanların toplanarak yalancı gebeliği meydana getirmesi. Veya rahim içinde sert bir şişlik meydana gelmesi yahutta sert şişliğin rahim kanalındaoluşması veya rahimde kesif bir gaz meydana gelmesi gibi.

Belirtileri:
Kadının rengi solar, iştahı azalır, normal gebelikte olduğu gibi rahim ağzı kapanır. Çoğu kez karında sertleşme, bazan da ağırlık ve şişkinlik meydanagelir. Normal ceninin hareket ettiği gibi bir hareket ve belli bir ağırlık hisseder. El ile karına basıldığı zaman, sağa-sola hareket edebilir.

Gerçek Gebelik ile Yalancı Gebelik Arasındaki Fark:
Yalancı gebelikte kadın çok öğürür. Karnındaki sertlik normal gebelikten fazladır.Halsizlik, dermansızlık, bitkinlik ve gevşeklik meydana gelir, bu durumlar ellerinde ve ayaklarında görülür. Hatta mide ve karaciğerde de zayıflık meydana getirir. Normal hamile kadın ise hasta değildir. Yalancı gebelik siroz hastalığına benzer, bu durum bir kaç yıl devam edebilir.

Tedavi:
Adet kanamasını söktürücü ve sertliği giderici şuruplar verilir. Vücuttaki zararlı sıvıları dışarı atan müshil ilaçlar kullanılır. Karın üzerine sedef çiçeği yağı gibi yumuşatıcı yağlar ve merhemler sürülerek ovuşturulur. Sonra da ısıtılmış tuz, yağlı bez içine konularak karın üzeri ne tekmid (fiziktedavi) yapılır, ibnü'n-Nefıs s. 415-416)

Hz. Ömer'e kocası olmayan bir kadının hâmile olduğu duyulunca: "O kadını, doğum yapıncaya kadar gözetim altında tutunuz!" demiştir. Nihayet kadıncağızdan çocuk yerine, siyah su (kan) boşalmıştır. Bunu öğrenen Hz. Ömer: "Bu kadın yalancı gebe olmuş" demiştir."10 Yalancı Gebelikte kadın âdetten kesildiği için, çocuğum var düşüncesiyle evhamlanmaya başlar.

Hamilenin ve Emzikli Kadının Cezasının Tehiri:
Abdullah b. Büreyde (r.a.) demiştir ki: "Cüheyne Kabîlesi'nden bir kadın, Peygamber Aleyhis-Selâm'a gelerek: "Ey Allah'ın Rasûlü! Ben zina ettim, cezamı ver de beni temize çıkar" demiştir.

Peygamber Aleyhis-Selâm da; onu geri çevirmiş. Ertesi gün kadın tekrar gelerek: "Ey Allah'ın Rasûlü! Beni niçin geri çeviriyorsun? Vallahi ben zinadan hamileyim" deyince, Peygamber Aleyhis-Selâm: "Haydi doğum yapıncaya kadar git!" buyurmuştur. Kadıncağız doğum yaptıktan sonra, çocuğunu bir bez parçasına sararak getirmiş ve: "İşte doğurduğum çocuk!" demiş. Peygamber Aleyhis-Selâm: "Haydi git, bu çocuğu sütten kesilinceye kadar emzir!" buyurmuş. Kadıncağız yavruyu sütten kestikten sonra, çocuğu elinde bir parça ekmek olduğu halde getirmiş ve: "İşte Ya Rasulullah! Onu sütten kestim. Yemek yemeye de başladı" demiş. Bunun üzerine Peygamber Aleyhis-Selâm, çocuğu müminlerden birine teslim etmiş, sonra kadin için göğsü ne kadar bir çukur kazılmasını emretmiş ve cemâate de emir vererek, kadını recmetmişlerdir..."11

Hz.Meryem'in Gebe Kalma Hâdisesi:
Bazanda gebelik Hz. Meryem'de olduğu gibi ilâhî bir mucize ve tıbbî bir hâdise olarak babasız olarak gerçekleşir. Nitekim Kur'ân-ı Kerim'de bu konuda şöyle buyrulmuştur: "Ey Habîbim! Kur'ândaki Meryem kıssasını (onlara) anlat. Hani o (ibâ-det maksadıyla ailesinden ayrılarak (evi'nin veya Mescid-i Aksâ'nın) doğu tarafında bir yere çekilmişti. Sonra ailesine karşı bir perde çekmişti. Derken biz ona ruhumuzu (Cebrail'i) gönderdik de, kendisine tastamam bir insan şeklinde göründü. (Meryem, insan kılığındaki Cebrail'i görünce) dedi ki: "Senden, çok esirgeyici olan Allah'a sığınırım! Eğer Allah'tan korkan bir kimse isen (bana dokunma). Cebrail: "Gerçekten ben, sana tertemiz bir erkek çocuk bağışlamam için, Rabbinin elçisiyim" dedi. Meryem dedi ki: "Bana hiç bir insan eli değmediği ve ben iffetsiz de olmadığım halde, nasıl çocuğum olabilir?". Cebrail şöyle dedi:
"Evet, iş dediğin gibidir. Ancak Rabbin buyurdu ki: "Bu (baba olmaksızın çocuk meydana getirmek) bana göre çok kolaydır. Çünkü biz bunu kudretimize bir delil (İsa'yı da insanları hidâyete götüren) tarafımızdan bir rahmet kılacağız. Zâten ezeldeki takdîrimizde bu iş olup bitmiştir". Nihayet (Cebrail'in üflemesiyle Meryem) İsa'ya gebe kaldı. Bunun üzerine onunla uzak bir yere çekildi"
(Meryem \6-ıi) DOĞUM maddesine de bak.

Gebelik Müddeti:
(uterogestation, müddetü'l-haml)
"Cenîn'in ana-rahmine düşmesinden itibaren doğum gününe kadar geçen zamana, "gebelik müddeti" denir. Bu sürenin en azı altı ay, en çoğu ise dokuz ay on gündür. İstisnaî olarak bazan biraz uzadığı da olmaktadır.

* Doğan bir çocuğun yaşayabilmesi için, gebelik müddetinin en az 182 gün (yani 6 ay) olması lâzımdır. Normal olarak ise 280gün içinde(dokuz ay on gün) doğmuş olması gerekir."12

* İbni Abbas (r.a.) de şöyle demiştir: "Eğer kadın tam dokuz ayda doğurursa, emzirme müddeti için 21 ay yeterlidir. Eğer yedi aylık doğurursa, 23 ay yeterli; eğer altı aylık doğurursa, emzirme müddeti için 24 ay yeterlidir. Çünkü yüce Allah Kur'ân'da: "Biz insana, ana-babasına iyilik etmesini tavsiye ettik. Annesi onu zahmetle taşıdı ve zahmetle doğurdu. Hamilelik ve sütten kesilme müddeti otuz aydır..." buyurmuştur."13

Altı Aylık Doğum:
İmâm Mâlik şöyle bir hâdise anlatır: "Hz. Osman'a altı ay içinde doğum yapmış bir kadın getirildi de, zina töhmetiyle recmedilerek öldürülmesi talep edildi. Bunun üzerine Hz. Ali: "Öldürülmesi gerekmez, çünkü yüce Allah: "Hamilelik ve sütten kesilme müddeti otuz aydır..." (Ahkafis)

* "Sütten kesilmesi iki yıldır" (Lokman 14)


* "Süt emme müddetini tamamlamak isteyen anneler, çocuklarını iki tam yıl emzirirler..." (Bakara 233) buyurmaktadır. Süt emme müddeti 24 ay, hamilelik müddeti ise (en az) altı aydır" dedi. Bunun üzerine Hz. Osman, kadını recmettirmekten vazgeçti."14 Fakat altı aylık bebeğin yaşaması pek nâdirdir.

* Tabip Dr. M. Ali el-Bâr bu konuda şöyleder: "Hamilelik müddeti, son âdetin başlamasından itibaren 280 günlük bir zamandır. Umumiyetle gebe kalma âdet görmesinden itibaren ileriye doğru 14.günde olduğu için gerçek hamilelik müddeti 280-14 = 266 gün eder.

* Doğumun beklenen süreden iki hafta geri kalması veya erken olması da normaldir. Bazan dikkatli hesap yapılmasına rağmen bir ay geciktiği de olabilir.

* Gebelik süresini hesap etmek pek kolaydır. İlk önce son âdetin başladığı gün tesbit edilir, ileriye doğru buna dokuz ay on gün eklenir. İşte doğum zamanı budur. Tabîî olarak bu hesaplama bazan bir kaç gün ileri veya geri oynayabilir. Hamileliğin en kısa süresini Kur'ân-ı Kerim'den istinbât edip çıkaran Hz. Ali olmuştur..."15

Kaynaklar:
f/J- Kamus 3/1248-52, 4/452; M. Vasît 1/141: Müfredat s. 98, 131-132. [2]- Sünenü'l-Kübrâ 7/423; ayrıca bak. aynı eser 1/169, 340, 2/1; Muvatta vasıyyet H. 4; Zürgânî Şerhu'l-Muvatta 3/479-480. [3]- i. Mâce sıyâm H. i668; Abdürrezzak 4/214 H. 7564-65. [4]- Sünenü'l-Kübrâ 4/ 230-31: ayrıca bak. Nesâî sıyâm 4/190; i. Mâce sıyâm H. 1667; E. Davud savm H. 2408. [5]- Buhârî b. halk 4/97-98; Müslim selam H. 127-130, 135-136; i. Mâce tıp H. 3534-35: Tirmizî sayd H. 1483; ayrıca bak. Müsned 6/83, 147. 157. [6]- Müslim bin H. 1-2; Buhârî edeb 7/69: i. Mâce vasâyâ H. 3658. [7]- i. Kesîr Tefsir 3/38-39: M. Zevaid k. birr 8/137. [8]- Müsned 3/429: ayrıca bak. I. Mâce c/had H. 278/; Hâkim cihâd 2/104. 4/151. [9]- Muvatta vasıyyet 2/ 764; Zürgânî 3/479-80. [10]- Kenzü'l-Ummâl 5/13462. [II]- Muvatta hudûd H. 5: Müslim hudûd H. 23: E. Davud hudûd H. 4440, 4442; Şerhu'l-Müsned 16/94-98- M. Zevaid 6/252. [12]- Abdüllatif Bağdadî s. 248; Nihâye 1/391; Faik 1/285: Herevî 2/98. [13]- Sünenü'l-Kübrâ 71442, 462-63. [14]- Sünenü'l-Kübrâ 7/443; ayrıca bak. Abdürrezzak 7/349-352; Muvatta hudûd H. 11; K. Ummal 5/13485, 13498. 6/ 15362-64. [IS]- Halku'l-insân s. 451.

SENDE YORUM YAP!

Whatsapp