migren tedavisi video

Migren periyodik olarak gelen, sıklıkla tek taraflı, bazen nörojenik ve otonomik bozuklukların eşlik ettiği şiddetli bir vasküler baş ağrısıdır. 5-30 yaşlar arasında başlar. Yaşın ilerlemesiyle sıklık ve şiddeti azalır. Ailesel bir hastalık olduğu söylenebilir (yaklaşık %75). Kadınlarda erkeklerden daha sık görülmektedir. Migren "Uluslararası Baş ağrısı Komitesi"nin düzenlediği bir sınıflama ile 7 ana alt gruba ayrılmıştır (Tablo 2). İlk iki alt grup birbiri ile sıkı ilişkilidir. Eski terminolojide klasik veya nörojenik migren adı verilen tip yeni sınıflamada auralı migren. yine eski terminolojide adi migren adı verilen tip ise aurasız migren olarak adlandırılmıştır. AuraslZ migren, 4-72 saat süren, ıınilateral, zonklayıcı, orta derecede veya şiddetli, bulantı, kusma veya fotofobi/fonofobinin eşlik ettiği, günlük fiziksel aktivitelerin ağrı şiddetini arttırdığı idiopatik ve kronik bir baş ağrısıdır.

Bu çok rahatsız edici ve şiddetli baş ağrısına genellikle, mide bulantı-sı, kusma, görme bozuklukları ışığa ve sese karşı duyarlık eşlik eder. Ağrı saatlerce veya günlerce sürebilir.

Baş "ağrısında olduğu gibi, migren de değişik nedenlerden kaynaklanabilir. Bu yüzden, belirli migren krizlerine karşı kullanılabilen bitkilerin ayrı ayrı denendiği, uzun süreli bir tedavi uygulanması doğru olacaktır. Migrene yol açan nedenin teşhisi için bir uzman doktora baş-vurmak en doğru davranış olacaktır, çünkü özellikle migrende, hastanın kendi durumuna teşhis koyabilmesi çok zordur. Ama migren bazen çok düşük kan basıncından da kaynaklanabilir ve bu durumda e uygun ilaç, alçak veya yüksek kan basıncını dengeleyebilen, ökseotu çayıdır. Günde 1 -2 bardak çay yeterlidir. Ayrıntılar için, kitaptaki ökseotu bölümüne bakınız. İlk migren krizi belirtileri sırasında kullanılan bazı bitkiler, ağrının şiddetini azaltabilir: Kediotu kökü, oğulotu, şerbetçiotu çayı içilebilir veya bu bitkilerin tentürleri kesme şekere 15-20 damla damlatılır alınabilir.

Ayrıca, 10 dakikalık sıcak bir ayak banyosu, 2 yemek kaşığı dolusu Arap sabunu veya bir avuç dolusu ince kaya tuzu veya biberiye katkısı ile, yani elde ne varsa onunla hazırlanır ve uygulanırsa, çok rahatlatıcı olabilir. Ayak banyoları her zaman alınabilir ve herhangi yan etkisi yoktur. Yalnızca, aşırı derecede varis sıkıntısı çekenler tatlandırıcılı olmalıdırlar. Ama böyle bir durumda da, alın ve şakaklara çiğ patates dilimleri ile kompres uygulanabilir. Migrene veya baş ağrısına karşı, bir yılda iki ay boyunca, hiçbir yetkisi olmayan bir çay kürü uygulanabilir: Kediotu kökü, arslanpençesi lavanta, mercanköşk, ıhlamur, nane çok ince kıyılır ve eşit oranda karıştırılır. Bir yemek kaşığı dolusu bitki, orta boy bir su bardağı dolusu kaynar suyla haşlanır, 5 dakika demlendikten sonra süzülür ve hemen içilir. Akşam yemeklerinden sonra içilen bu 1 bardak çay yeterlidir.

Migrene bazen bir tek neden yol açabilir, ama genelde değişik etkenlerin birleşmesinden kaynaklandığı varsayılır; bu konuda birkaç örnek.

Beslenme: Migrenin oluşmasına yol açan başlıca etken, bazı besin maddelerinin neden olduğu alerjik tepkidir. Bu tepkiyi oluşturabileceği varsayılan besin maddelerinin tam bir listesi, tüm besin maddelerini içerebilir. Alerjik tepki oluşturabilecek başlıca besin maddeleri, kırmızı et, çikolata, süt ve süt ürünleri, kahve, koyu çay, beyaz şeker, mayalı ürünler, B Vitamini karışımları, turşular, hayvansal yağlar, alkol (özellikle kırmızı şarap ve türevleri). Alerjik tepki genellikle bir tek besinden kaynaklanmayıp değişik ürünlerin etkilerinin birleşerek kritik sınırın aşılmasıyla oluşur. Belli bir besinin veya besinler grubunun alerjik tepkisinden kuşkulanıldığında, iki gün oruç tutulmalı ve sonra bu besinler tek tek beslenme programına alınmalıdır. Eğer migren bir tek besin maddesinden kaynaklanıyorsa, bu yolla o madde saptanabilir ve beslenme programından çıkarılır.

Sindirim sisteminin desteklenmesi için, 2-3 ay boyunca değişimli olarak, pelinotu. eğir kökü, sarı kantaron, rezene, frenk kimyonu, hindiba,

melekotu kökü, nane, biberiye, mayıs papatyası, ısırganotu gibi bitkilerin çayı, günde 1-2 bardak, yemeklerden sonra içilmelidir. Bu kürün

ardından yine 2 gün oruç tutulur ve kuşku duyulabilecek besin maddeleri kademeli olarak tüketilmeye başlanarak, alerjik tepki oluşup oluşmadığı saptanabilir.

Stres: Sinirsel gerginliğe yol açtığı için, migrene yol açan başlıca etkenlerdendir. Bu durumun kontrol altına alınabilmesi ise ancak, gev-şeme alıştırınalan yapılarak veya psikoterapi yöntemleri uygulanarak

sağlanabilir. Günlük görevleriyle başa çıkamaz hale gelen, sürekli düş kırıklığına uğrayan, ama her şeye rağmen mükemmeliyetçilikte direnen kişiler, stres kaynaklı migren hastası olmaya adaydırlar. Bu durumlarda sinir sistemini yatıştırıcı ve güçlendirici ilaçlar yardımcı olabilir: Yulaf, şerbetçiotu, ökseotu, kediotu kökü, sarı kantaron, arslankuyruğu.

Eğer migrene bitkinlik ve yorgunluk halleri eşlik ediyorsa, centiyane kökü, eğir kökü, kekik ve civanperçemi, biberiye gibi, sinir sistemini uyarıcı bitkilerin çayları kullanılmalıdır.

Ginseng kökü veya güvenilir preparatları, stres kaynaklı tüm migren türlerinde, iyileşme belirtileri görülünceye kadar uzunca bir süre kullanılmalıdır.Hormonel problemler: Adet kanamalarının başlamasıyla veya menopoz sürecinde ortaya çıkan hormonel problemler, kadınlarda migrenin başlıca nedenlerindendir. Hormon dengesinin tedavi edilmesine yönelik uzun süreli bir bitkisel tedavide, ökseotu, hayıt meyvesi, ayrıca ülkemizde tanınmayan, Çin kökenli yanış kökü (Dioscorea villosa) ve

Kuzey Amerika kökenli False unıcorn rootlkök (Helonias dioica), başarıyla kullanılabilir. Ayrıntılı bilgiler, kitabın cinsel sistem bölümünde verilmektedir.

Yapısal problemler: Migren, boyun omurundaki veya omurganın herhangi bir bölümündeki yapısal bozuklukların kas ve sinir hastalıklarına yol açmasından da kaynaklanabilir. Eğer böyle bir problemden kuşkulanılıyorsa, bir kemik hastalıkları uzmanımı başvurulması gerekir.


Aurah migren ise yukarıda tanımlanan bulgulara ilaveten serebral korteks veya beyin sapma lokalize edilebilecek nörolojik semptomlann ataklara eşlik ettiği başağrısıdır. Auralı migren toplumun %1 inde, aurasız migren ise %5- LO unda görülmektedir. Erişkin dönemde bu oran %15-30'a ulaşabilir. Auralı migrende genetik yüklü1ük 0/060-80 oranındadır. Aurasız migrende ise aile öyküsü daha az orandadır. İkiz çalışmalarında her iki formda da Mendelian bir örnek saptanmamıştır.

Migren sınıflaması 1-Aurasız migren
2-Auralı migren
a)Tipik auralı migren
b)Uzanıış auralı migren
c)Familyal hemiplejik migren
d)Basiler migren
e)Başağrısız migren aurası
f)Akut auralı migren
3-0ftalmoplejik migren
4-Retinal migren
5-Migrenin eşlik veya öncülük ettiği çocukluk çağı periyodik sendromlan
a) Çocukluk çağı benign paroksismal vertigosu
b) Çocuklukta görülen alternan hemipleji
6-Migren komplikasyonlan
a) Migren statusu
b) Migrenöz infarkt
7-Yukarıdaki kriterleri taşımayan migrenöz bozukluklar
Her iki tipte ataklardan önce yorgunluk, esneme, irritabilite ve konsantrasyon kaybı, kişilik ve iştah değişiklikleri gibi prodromal belirtiler olabilir. Yine her iki tipte ağrı ile birlikte bulantı, kusma, ışık ve sese duyarlılık olabilir. Ataklar mens döneminde sık1aşabilir ve hamileliğin ilk 3 ayından sonra sık1ık ve şiddeti azalır. Hastalar ağrı döneminde uyumayı veya karanlık bir odada uzanmayı tercih ederler. Ağrı 24-48 saat sürer. Temporal damarlar gerginleşebilir. Ağrı tipik olarak başın bir yarısındadır (hemikranial ağrı). Frontal, temporal veya jeneralize olabilir. Fakat yüze ve boyuna yayılabilir. Abdorninal gerginlik, ekstremitelerde soğukluk, vertigo, tremor, solukluk, ağız kuruluğu, aşın terleme ve üşüme gibi sistemik semptomlar eşlik edebilir. Ataklar sırasında kranial arterlerde dilatasyon olur fakat kalıcı yapısal hasar enderdir. Her iki grupta da erken dönemde uygulanan ergotamine ile ağrı geçer.

Auralı migrende aura prodromal dönemden sonraki 5-10 dakika içinde gelişir ve 1 saatten kısa sürer. 5 dakikadan daha kısa sürede gelişirse akut başlangıçta auralı migren, i saatten uzun, ı haftadan daha kısa sürerse uzamış aura" migren adım alır. Bazen ağn öncesi homonim görme alanı defekti, unilateral parestezi veya uyuşukluk, tek taraflı güçsüzlük, afazi veya sınıflanamayan konuşma bozuklukları olabilir. Buna tipik aurah migren denir. Auralı migrenin bir diğer alt gurubu olan familyal hemiplejik migren de aura semptomu hemiparezidir. Olguların bu tanıyı alması için birinci derecede akrabalardan birinde benzer atakların olması gerekir. Her iki gözde temporal ve nasal alanlarda görsel semptomlar, dizartri, vertigo, tinnitus, işitme azlığı, ataksi, çift görme, bilateral parestezi, parezi, bilinç düzeyinde değişiklikler gibi beyin sapı veya oksipital loblardan köken alan aura semptomlanndan bir kaçı bir arada olduğunda basiler migren adı verilir. Bu semptomlan genellikle oksipital yerleşimli bir baş ağrısı izler. İlk kez Bickerstof tarafından tanımlanan basiler migrendeki bu semptomlar basiler, posterior serebral arter sulama alanındaki lezyonlardaki bulgulara çok benzediğinden basiler veya vertebrobasifer migren adı verilir.

Retinal migren baş ağrısına eşlik eden ve bir saatten daha kısa süren tekrarlayan ve düzelen monoküler skotom veya körlük atakları ile karakterizedir. Aniden veya birkaç dakika içinde görme alanı içinde yavaş ilerleyen beyaz veya daha fazla renkte şekillenmemiş flaşlar veya göz kamaştıran zig zag çizgiler şeklinde vizyon bozukluğu olur. Daha sonra homonim hemianopiler oluşur. Bir veya daha fazla sayıda ekstraoküler kasın felci ile birlikte giden ve tekrarlayan unilateral baş ağrılarına oftalmoplejik migren denir. 3. kraniyal sinir tutuluşu sıktır. Bunda pitoz olurken, pupil dilatasyonu genellikle konınur. 6. kranial sinir tutuluşu daha seyrektir. Migrenöz aura semptomunun 7 gün içinde tamamen düzelmemesi veya radyolojik olarak iskemik infarktın gösterilmesi halinde migrenöz infarkt'tan söz edilir. Eğer tedaviye rağmen baş ağrısı 72 saatten daha uzun sürerse buna migren statusu adı verilir. Tekrarlayan migren ataklarında sinir sisteminde kalıcı nörolojik hasar meydana gelmesine eski terminolojide komplike migren adı verilmekte idi.

Migren Tedavisi

İngiliz uzmanların tesadüf eseri buldukları bir tedavi yöntemi migrenin tarihe karışmasını sağlayacak. Risk oranı çok düşük basit bir kalp operasyonuyla bugüne kadar tedavisi bulanamayan migrenden kurtulmak mümkün olacak

İngiliz bilimadamları bundan 20 yıl önce kalbi delik olan (PFO hastası) dalgıçların aynı zamanda migren hastası olduğunu keşfetti. Yani bu kişilerin kalbinin iki üst odacığı arasındaki kulakçık kapanmıyordu. Uzmanlara göre bu, kanın tamamen filtre olmasını engelliyordu. İçinde pıhtılar olan kan da beyne gittiğinde migren ataklarına neden oluyordu. Ancak bu dalgıçlar kalp ameliyatı olup kapakçığın doğru çalışmasını sağladıklarında migren ataklarının da tamamen durduğu dikkat çekti. İşte o günden beri devam eden araştırmaların ardından İngiltere'deki King's College doktorları 200 kişi üzerinde ameliyat yoluyla migren tedavisini denemek için izin aldı. Eğer deneyler başarılı olursa ilk kez migreni tamamen ortadan kaldıracak bir çözüm üretilmiş olacak. Şu andaki tüm migren tedavileri, hastalığı değil şikayetleri ortadan kaldırmaya yönelik.

Migren dostları!

Dayanılmaz acılar içinde kıvrandıran migren ile aldığımız besinlerin doğrudan ilgili olduğu biliniyor. Migren ağrıları beyindeki kimyasal bazı değişimlerden kaynaklanıyor. Alınan besinlerdeki bazı kimyasal maddeler, migren ağrılarının başlamasına neden oluyor.

SENDE YORUM YAP!

Whatsapp