Antijenlerin Çeşitleri Ve Bazı Belirli Antijenler

Antijenlerin Çeşitleri Ve Bazı Belirli Antijenler : 1 — Moleküllerin antij enlik özelliği :Proteinler, genellikle en iyi antijen özelliği gösteren maddelerdir. Polisakkaridlerin immunojenik özelliği cinslerine bağlı olmak üzere değişiklik gösterir. Genellikle protein moleküllerine bağlı olmaları halinde iyi antijen özelliği gösterirler. Nükleik asitler genellikle immunojen değildirler, yani antijen özelliği göstermezler. Ancak denatüre olmaları, parçalanmaları ve bir protein molekülüne bağlanmaları halinde antijen özelliği kazanabilirler. Ayni şekilde li- pidler ve uzun zincirli karbonhidratlar proteinlere bağlanmaları halinde antijen özelliği kazanabilen maddelerdir.Antijen özelliği gösteren doğal antijenler yanında deneysel amaçlarla oluşturulan sentetik antijenler vardır.

2 — Canlıların kalıtsal yakınlığına göre antijenler :Bilindiği gibi sentetik antijenler dışında kalan antijen maddeleri genellikle canlıların yapısında bulunan ya da canlılar tarafından salgılanan maddelerdir. Yine bilinmektedir ki organizma kendi kalıtsal yapısına yabancılık özelliği bulunan maddelere karşı iyi bağışık yanıt verir. İşte bu bağışık yanıta yol açan antijenler girdikleri organizmaya olan bu yöndeki yakınlık ve uzaklıklarına göre değişik durumlar gösterirler ve buna göre sınıflandırılabilirler.

a) Hetero antijenler :Kalıtsal yapı yönünden birbirleri ile ilişkisi olmayan canlıların, karşılıklı antijen özelliği gösteren maddeleridir. Örneğin tavuk proteinleri tavşan için, at proteini insan için, mikrop antijenleri enfekte ettikleri canlılar için vb. hetero antijenlerdir.

b) Allo antijenler (Izoantijenler) :Kalıtsal yapı bakımından birbirlerine çok yakın hatta ayni olan ayni türdeki canlılarda oluşmuş, ayrı yapıdaki antijen maddeleri vardır. Bu ayrılık aynı türdeki ayrı bireylerde bu yönde oluşmuş ayrı genetik özelliklere dayalıdır. İşte ayni türden ayrı bireylerdeki karşılıklıolarak antijen özelliği gösteren özel yapıdaki maddelere allo antijen (izo antijen) adı verilir. Bu çeşit antijenlere en uygun örnek kan grubu maddeleridir. İnsan türü içindeki bireylerde genetik özelliğe bağlı olarak oluşan kan grubu maddeleri iyi antijen özelliği gösterirler. Örneğin Rh0 faktörü bu faktörü taşımayan Rh olumsuz kimselere enjekte edildiğinde c kimsede anti Rh0 antikorlarının oluşmasına yol açan allo antijenler (izo antijenler)’dir. Diğer kan grubu maddeleri de böyledir. A grup eritrositleri kendinde A antijeni bulunmayan B grubu bir insan için bir allo antijendir.

c) Oto antijenler :Yukarıdaki konularda da değinildiği gibi canlılar normal durumlarda kendi yapı maddelerine karşı bağışık yanıt vermezler. Kabul edilmektedir ki gelişmiş organizmalar fötal ya da neonatal yaşamda birlikte bulunduğu maddeleri kendine ait maddeler olarak tanırlar ve bu maddelere karşı yaşam boyunca antikor oluşturmazlar. Yani organizmanın kendi maddeleri normal olarak kendine karşı antijen özelliği göstermezler. Ancak bazı patolojik durumlarda organizmanın kendi maddelerinin denatürasyonu ya da dış kaynaklı bazı haptenlerle birleşerek hafifçe değişmesi sonucunda bu maddeler kendi organizmaları için başkalaşırlar ve antikor oluşmasına yol açarlar. Bu antijenlere oto antijen adı verilir. Ancak şimdiden bilinmesinde yarar vardır ki organizmada kendi doku maddelerine karşı oluşan bağışık yanıt ve buna bağlı antikorlar yalnızca bu yol ile oluşmaz. Otoimmun hastalıklar adı altında toplanacak olan bu patolojik durum ile ileriki bölümlerde ilgilenilecektir.

ç) (Heterofil antijenler :Kalıtsal yapı bakımından tamamen ayrı canlılarda (fare, köpek, kedi, at, balık, tavuk, koyun, bazı bakteriler vb.) ortak bulunan ayni yapı ve nitelikteki antijen maddeleri vardır. Bunlara karşı oluşan antikorlar, kaynağı hangi canlıdan olursa olsun bu ortak antijenlerle özgül olarak birleşirler. Bu ortak antijenlere heterofil antijen ya da Forssman antijeni adı verilir. V3 — Mikropların Antijenleri :Tüm canlılarda olduğu gibi mikroplarda da kimyasal yapılarına uygun olarak çoğu kez birden çok antijen maddeleri vardır. Bu mikroplar organizmaya girdiklerinde tüm bu antijen maddelerine karşı ayrı ayrı ve kendileri ile özgül olarak birleşen antikorlar ve duyarlı lenfositler oluşur. Bu antikoflarm kimisi organizmayı mikrobun has- talandırıcı etkisine karşı korur.

Kimisi de mikrobu tanımlamak yada onun yaptığı hastalığın tanısını koymakta yardımcı olmak şeklinde işlev görür. Tıp mikrobiyolojisinde mikrop antijenleri ile bunlara karşı oluşan antikorların ilişkileri büyük önem taşır. Ayrıca mikrop antijenlerine karşı oluşan hücresel bağışık yanıt sonucunda hücresel bağışıklık oluştuğu gibi gerek klinik bulgu olarak ortaya çıkabilen gerekse uygun testler kullanılarak hastalık tanısı için yararlanılan aşırı duyarlılık tepkimeleri de oluşur.

a) Virüs antijenleri :Bilindiği gibi virüsler temel olarak nükleik asitten ibaret bir çekirdek ve bunu çevreleyen protein yapısındaki bir kılıf (kapsid) den yapılıdırlar.Organizmaya giren virüslerin değişik antijenlerine karşı değişik sayıda antikorlar oluşur. Bu antikorlar doğrudan doğruya virion’un kendi maddelerine karşı olduğu gibi virüsün üremesi esnasında oluşan bazı enzimlere ve virüsten ayrılarak ortama yayılan alt birim yapılarına karşı da oluşabilir. Bu antikorların bir kısmı koruyucu özellik gösterirse de çoğunun önemi virüslerin tanınmasında yararlı olmalarıdır.

Virion'u oluşturan kısımlar içinde en iyi antijen özelliği gösteren bölüm, kapsiddir. Bu ve bunu oluşturan kansomerler virüse antijen özgüllüğü veren antijenleri içerirler. Genellikle V (Virüs) antijenleri adı verilen bu antijenlerin sayısı virüse göre değişmek üzere yalnızca bir tane ile bazen 20 adede kadar değişir. Bu antijenler çeşitli serolojik testlerle ortaya çıkartılabilirler. Gösterdikleri yapı değişikliklerine göre virüslerin birbirlerinden ve ayni virüs içindeki serotiplerin birbirlerinden ayırt edilmesi olanaklı olur. Bazı virüslerde bulunan ve çeşitli hayvanlara ait eritrositlerle karşılaştıklarında onları birbirlerine yapıştırıp aglütine eden hemaglutininler de bu çeşit antijenlerdendir.Virüslerde ayrıca bulundukları ortama salman ve daha çok grup antijenleri özelliği gösteren solubl (erir) antijenler vardır.Pek az sayıdaki bazı virüslerde en dışta bulunan ve virüs’ün birlikte yaşadığı hücre antijenlerine benzerlik göstermesi bakımından bu hücreden virüse geçmiş antijenler olduğu bilinen zarf antijenleri vardır.

b) Bakteri antijenleri :Bilinen hastalandıran bakterilerin çoğunda kesin ve iyi bir antijen yapısı bulunmasına karşın kimilerinde antijen maddeleri zayıf olup mikrobiyolojik yönden büyük önem taşımazlar. İlkel bir hücre sistemine sahip olmalarına karşın bakterilerin yapısını oluşturan maddelerin çoğu ve bunların yanında bulundukları ortama salgıladıklarıenzim ya da toksin niteliğindeki maddeler antijen özelliği gösterirler. Bu antijenlerin incelenmesi ile bakterilerin tanımlanması ve onların sınıflandırılması yönünde büyük yarar sağlandığı gibi elde bulunan bu antijenlere karşı organizmada oluşmuş antikorları arayıp bulmak suretiyle enfeksiyon hastalıklarının tanınması ve bazılarında enfeksiyonların sağaltılması olanaklıdır.Hücre yapılarına uygun olarak bakterilerde çeşitli antijenler bulunur. Bu antijenlerin yapısı benzer kimyasal yapıdaki alt birimlerin birleşmesinden oluşur. Organizmada bu antijenlerin ve onları oluşturan alt birimlerin her birisine karşı ayrı ayrı antikorlar oluştuğundan bunların aracılığı ile antijen yapısının adeta bir formül şeklinde ortaya konulması, o bakterinin kimliğini saptamada önem taşır.

Genel olarak bakterilerde hücre yapılarına da uygun olarak bulunabilen başlıca antijen çeşitleri şunlardır :

1 — Kapsül a ntij enleri: Kapsüllü bakterilerde bulunurlar.Ancak bazı kapsülsüz bakterilerde de kapsül maddelerine rastlanır. Kimyasal yapı bakımından çoğu kez polisakkarit yapısında olmakla beraber B. anthracis’de olduğu gibi polipeptid yapısında da olabilir.Örnek olarak pnömokoklar (Streptococcus pneumoniae) alınacak olursa bunlarda polisakkarit yapısında belirgin bir kapsül bulunmaktadır. Antijen özelliği gösteren bu kapsülün yapı bakımından gösterdiği ayrılıklar nedeni ile pnömokoklar arasında 80’den çok serotip ayırt etmek olanaklıdır. Her serotipin kapsülünde değişik bir polisakkarit yapısı bulunur. Kapsülün incelenmesi ile pnömokoklar tanımlanabilir. Bazı salmonella bakterilerinde (S. typhi, S. paratyphi C) ve diğer bazı bağırsak bakterilerinde Vi antijeni diye isimlendirilen, bir antijen ile E. coli deki K antijenleri bulunmaktadır. Kapsül antijenleri içinde sayılan bu antijenler ısıya dirençsizdirler.

2—Hücre çeperi Antijenleri: Genellikle bakterilerinesas hücresel antijenleri hücre çeperi yapısında bulunurlar.: Örneğin streptokokların hücre çeperinde polisakkarit yapısında antijenler bulunmakta olup bunların gösterdiği yapı değişikliklerine göre streptokoklar, A,B,C,D....... gibi gruplara ve A grubundakiler deayni yerde bulunan protein yapısındaki antijenlerin ayrımlarına bakılarak kendi aralarında serotiplere ayrılırlar.Gram olumsuz bakterilerde çeperin dış bölgesinde lipopolisak- karit yapısında antijenler bulunur. Bu antijenlerin lipid yönleri tok- sik, polisakkarit yönü antijenik özellik gösterir. Bu antijenler gramolumsuz bakterilerdeki endotoksinler ile aynidirler. Antijen özelliği gösteren polisakkarit bölümüne (O) ya da somatik = vücut antijenleri denir. Bu O antijenleri, bağırsak bakterilerinde ve özellikle Salmonellalarda çok iyi incelenmiştir.

Aralarında gösterdikleri küçük ayrılıklar nedeni ile serolojik olarak birbirlerinden ayırt edilebilen bu somatik O antijenleri sayılarla (1,2,3,4...) isimlendirilmektedirler. Bunlardan 60 değişik çeşit saptanmıştır. Salmonella bakterilerinde bunlardan en az biri ya da birkaçı bir arada bulunurlar. Bunların açıkça saptanması ile bakteriler tanımlanarak kimlikleri ortaya konur. O antijenleri genellikle ısıya ve alkole dirençli, formol’e çok az dirençlidirler. Hapten niteliği gösterirler. Doğal olarak bazı değişik cins bakterilerde tesadüfen ayni somatik antijenler ortak olarak bulunabilir. Buna en iyi örnek proteus bakterilerinin bazı X kökenlerindeki antijenlerle bazı riketsia’larda ortak olarak bulunan antijenlerdir. (OX19, OX2, OXk gibi) Escherichia ve Shigella bakterilerinde ortak O antijenleri bulunur. Ayrıca yine doğal koşullarda ya da deneysel olarak bazı bakterilere ait antijenler, genetik aktarımlarla diğer bakterilere geçirilebilirler. Bu her iki olgu ve olayların mikrobiyolojik tanı yönünden önemleri vardır.

3 — Kirpik antijenleri: Hareketli ve dolayısıyla kirpikli bakterilerde, kirpiklerin yapısında bulunan antijenlerdir. Bunlara H antijenleri de denir. Protein yapısmdadırlar. Isıya, asitlere ve alkole dirençsiz fakat formole dirençlidirler. Bu nedenle genç ve kirpiklenmiş kültürlere formol ilâve edilerek elde edilirler. Kirpikli Salmonella bakterilerinde, aralarında büyük ayrımlar bulunan değişik yapıdaki H antijenlerinden bir veya bir kaçı bulunur. Salmonella konularında daha geniş olarak açıklandığı gibi spesifik faz yada faz 1 antijenelri a,b,c,d... ve non spesifik yada Faz 2 antijenleri de 1,2,3... diye isimlendirilirler. Bu H antijenlerinin, O antijenleri ile birlikte ortaya konması bakterilerin kimliklerini tanımlama ve tiplerini saptamada önem taşır.

4— F i m b r i a (pilus) antijenleri : Bakterilerde kir-ıpikler dışında proteinden yapılı tüycükler şeklindeki uzantılar olan fimbrialarm temel yapısını oluşturan proteinler (pilin) bakteriden bakteriye değişen bir yapıya sahiptirler. Antijen özelliği gösterirler.

5— Hücre dışı antijenler: Bakterilerin hücre dışına, bulundukları ortama saldıkları, genellikle protein yapısında antijen özelliği gösteren maddelerdir. Egzotoksinler ve e n-z im 1 e r bunların arasındadır. Ekzotoksinler iyi antijen özelliği gösterirler. Isıtılmak ya da formolde bekletilmekle zehirleyici kısımları yıkılan ekzotoksinlerin antijen özellikleri bozulmaz. Bilindiği gibi bu şekilde toksik yanları yok olmuş antijen özellikleri bozulmamış olan egzotoksinlere anatoksin ya da formol toksoid adı verilir ki bunlar difteri ve tetanus anatoksinlerinde olduğu gibi aşı olarak kullanılırlar.

SENDE YORUM YAP!

Whatsapp