Alzheimer Hastalığı Tedavi

Alzheimer Hastalığı Tedavi :

Alzheimer hastalığının gelişiminde ve ik meşinde, oksidatif zarar büyük rol nar.21011 Antioksidan besinler Alzheimer talığına karşı büyük bir koruma sağlarhı Alzheimer hastalığının önlenmesi antioksidan besinlerin rolünü değerlendirecek iyi çalışmalara ihtiyaç vardır.

13 Araştırmacıların kalp hastalığı, kanser, Parkinson hastalığı ve diğer aşırı oksidasyona bağlı hastalıklardan korunmaya yardımcı olan başta E vitamini olmak üzere, bu antioksidan besinleri ortaya çıkaracaklarına inanıyoruz.

Parkinson hastalığı, kasın gerilimini ve hareketini kontrol eden beyin bölgelerindeki sinirlerin hasar görmesiyle oluşan dejene-ratif bir beyin hastalığıdır. Genellikle el, kol ya da bacağın hafif titremesiyle başlar. Hastalığın ilk evrelerinde, titremeler oldukça hissedilir.

Başka bir deyişle, bir insan oturur ya da ayakta dururken belirtiler daha net görülebilir, el ya da kol/bacak kullanıldığında ise daha az fark edilir. Parkinson hastalığının olağan erken belirtilerinden biri de hap yuvarlama" olarak tanımlanır. Hastalar, parmaklarını bir hap vuvarlar gibi hareket ettirmektedirler. Parkinson hastalığı ilerledikçe, belirtiler daha da kötüleşir. Hareketlerini kontrol edemeyen bu insanları izlemek üzücü bir hal alır.

Henüz tıbbi tedaviye alınmamış hastalarda C ve E vitamini gibi antioksidanların, Parkinson hastalığının gelişimini yavaşlatmada oldukça etkili olduğu görülmüştür. Bu sonuçlar, erken evrelerde Parkinson tedavisinde, yüksek dozlardaki C ve E vitaminiyle yapılan pilot denemelere fırsat tanımıştır. Yüksek dozlarla çalışılmasının sebebi, beyindeki dokuların antioksidan düzeylerini yükseltmenin, vücudun diğer bölgelerinden daha zor olmasıdır.

C ve E vitamini üzerine 1979'da başlayan bir pilot çalışmada, Parkinson hastalığının erken evresindeki yirmi bir hastaya, her gün 3,000 mg C vitamini ve 3,200 IU E vitamini verilmiştir.14 Hastalar yedi yıl boyunca yakından takip edilmişlerdir. Her hastanın zamanla ilaç tedavisine geçmesi gerekmiştir ancak buna rağmen, ilaca duyulan ihtiyaca göre, antioksidan besin alanlar, antioksidan besin almayanlarla kıyaslandığında, hastalığın ilerlemesinin oldukça geciktiği görülmüştür.

Hastalar Alzheimer hastalığı erken ve ilerlemiş yaşlarda ortaya çıkanlar olarak ikiye ayrıldığında, antioksidan almamış olanların, hastalığın ortaya çıkışından sonra sırasıyla, 40 ve 24 ay ilaç kullanmaları gerekmiştir. Tersi olarak, pilot çalışmadaki her iki yaş grubu, ilaç tedavisini, sırasıyla, 65,3 ve 59,2 ay geciktirebilmişlerdir. Böylece, vitaminleri kullanan hastalar, ilaç ihtiyacını üç yıl sonraya ertelemişlerdir. Bu sonuçlar, korkulan bu hastalığın gelişimini yavaşlatmada oldukça ümit vericidir.

AH tedavisinde, antioksidan besinlerin etkileri üzerine tek çalışma. 1997'de New England Journal of Medicine de yayınlanmıştır. Çalışmada, ortalama şiddette Alzheimer hastası 341 hastaya, iki yıl boyunca, ya ilaç (10mg/d) ya E vitamini (2,000 IU/d), ya hem ilaç hem E vitamini ya da bir plasebo verilmiştir. Anahtar parametrelerden biri hayatta kalmadır. Plasebo grubuyla karşılaştırıldığında, E vitamini kullananların hayatta kalma ortalaması 230 gün iken, ilaç için 215 ve hem ilaç hem de E vitamini için 145 gündür.

Dört gruptaki katılımcıların yüzde oranları ise şöyledir: E vitamini yüzde yirmi altı, ilaç yüzde otuz üç, hem ilaç hem de E vitamini yüzde otuz beş ve plasebo yüzde otuz dokuz. Bu sonuçlar çok belirleyici delildir. Ancak bu hastaların şiddetli Alzheimer hastası oldukları unutulmamalıdır. Anti-ı tedavisine hastalığın erken evrele-hçında sonuçlar daha iyi olacaktır

Östrojen

AH hastalığında östrojenin koruyucu olduğı ve tedavi açısından yararlar sağladığı öne su rülür. Ancak östrojen tedavisinin potansiyc yararlarını destekleyen epidemiyolojik v< klinik kanıtlar yetersizdir. Çünkü Alzheimer hastalığının şiddet oranındaki cinsiyet fark lan hakkında az kanıt vardır. Başka bir dc yişle, kadın ve erkekler aynı düzeyde ve sık lıkta Alzheimer hastası olurlar.

On iki nüfus tabanlı çalışmaya göre, hormon replasman tedavisi (HRT) alan kadın 1-rın Alzheimer hastalığı oranları daha düşui tür.1518 Bu çalışmalardaki sorun, hormon replasman tedavisi uygulanan kadınlanı hormon almadan önce, kontrol grubundakilerden daha sağlıklı olmalarıdır.

19 Bu durum sadece AH tedavisindeki rolü açısından cz ğil, aynı zamanda kalp ve damar hastalık ile olan ilişkisinde de, HRT ile ilgili birçok araştırmaya gölge düşürmüştür. HRT'den önce östrojen alan kadınlarıı HRT uygulanan gruptakilerden daha sağlıklı oldukları için daha az AH riskleri varsa HRT nin koruyucu rolünü bütünüyle değerlendirmek, özellikle de HRT tedavisiyle tan meme kanseri riski göz önüne alında da oldukça zordur

Bazı klinik deneyler östrojen tedavi-zihinsel işlevi geliştirdiğini göstermişle Ancak diğer çalışmalar bu sonuçları desteklemezler.1 Östrojenin bazı yararlar sağ ğı olasıdır. Ancak bu bölümde ele alınan şitli doğal ürünler meme kanseri riski madan daha büyük yararlar sağlayabilmektedirler.

Alzheimer hastalığında östrojenin faydaları birçok faktöre bağlı olabilir: Fakat uygun olanlardan bir tanesi antioksidan e dir. Gene de bu etkiler için güvenli ve iyi bir tavsiye E vitaminidir. Örneğin hastalıklarına karşı E vitaminin koruyucu etkisi, hormon replasman tedavisinden daha yüksektir.

Alüminyum

Tüm alüminyum alım kaynaklarından kaçınmak son derece uygundur: Antiasitler, alüminyum içeren deodorantlar, alüminyum tava ve tepsiler, yiyecek sarmaya yarayan alüminyum folyo ve süt içermeyen toz kahve beyazlatıcısı gibi. Alüminyuma, topak hale gelmesini önlemek için kabartma tozu ve sofra tuzuna da eklenir. Ayrıca sitrik asit ve kalsiyum sitrat destekleri su ve yiyecekteki alüminyum emiliminin (ancak emilimi başlatmaz) etkinliğini artırırlar.

Alüminyum emilimi magnezyum sayesinde düşürülebilir. Çünkü magnezyum sadece bağırsaklarda değil, kan-beyin bariyerinde de emilim için alüminyumla yarışmaktadır. Magnezyum bakımından zengin bir diyet önerilmektedir. İşlenmiş yiyecekler, süt ve süt ürünlerinden kaçınılmalıdır. Sebze, tam tahıl, sert kabuklu yemişler ve çekirdeklerin tüketimi artırılmalıdır. Tümü magnezyum bakımından zengindir. Ayrıca magnezyum desteği almak unutulmamalıdır.

Beslenme Durumu, Tiamin ve Beyin İşlevi

Yaşlılıkta, bilişsel işlev direkt olarak beslenme durumuna bağlıdır.22 Yüksek beslenme durumu, yüksek zihinsel işleve işaret eder. Yaşlı nüfusta besin yetersizliği sıklığına bakıldığında, birçok hasar görmüş zihinsel işlev olgusunun besinsel nedenlere dayandığı görülmektedir.

Bu olasılığı ortaya koymak için, tiaminin rolü incelenebilir. Şiddetli tiamin eksikliği göreceli olarak çok yaygın olmasa da (alkolikler dışında) birçok Amerikalı, özellikle yaşlılar; önerilen günlük doz olan tüketmemektedirler. Yaşlılarda tiamin sikliğinin yaygınlığını ölçmek amacı}... Tampa Florida'daki bir üniversite kliniğin arka arkaya ziyaret eden otuz kişinin tiamin düzeyleri ölçülmüştür.

Tiamin ölçme tekniğine dayanarak, (plazmaya karşılık alyuvar tiamini) düşük düzey (normalin altındaki düzey olarak tanımlanır) sırasıyla, yüzde elli yedi ve yüzde otuz üç olarak bulunmuştur.23 Başka bir deyişle, teste katılan hastalardan yüzde otuz üçüyle yüzde elli yedisi arasında bir kısım, tiamin eksikliği çekmektedir.

Bu sonuçlar, geriatrik nüfusun büyük bir bölümünün B vitamini türlerinden bir ya da daha çoğunun eksikliğini yaşadığını kesinleştirmektedir. Tiaminin ve diğer B vitaminlerinin normal insan psikolojisindeki rolü ele alındığında, özellikle kalp, damar ve beyin işlevlerinde, rutin B Vitamini desteği bu yaş grubunda faydalıdır. Alzheimer hastalığı basitçe temel besinlerin kronik olarak düşük alımının sonucu olabilir. Bu besinlerin arasındaki kilit besin, B vitaminleridir.

Besin rolüne ek olarak, tiamin beyinde bazı farmokolojik etkiler gösterir. Özellikle Alzheimer hastalarında önemli nörotrans-mitter olan asetilkolini taklit eder. Tiaminin, beyinde asetilkolinin etkilerini taklit ettiği ve onu harekete geçirdiği gösterilmiştir. Bu etki dolayısıyla, tiaminin Alzheimer hastalarının zihinsel işlevini ve yaşa bağlı olarak hasar görmüş zihinsel işlevi (bunaklık) iyileştirdiğini ortaya koyan pozitif klinik sonuçlara varılmıştır. Yüksek dozda tiamin desteği, yan etkileri olmadan yararlarını göstermektedir.

B12 Vitamini

Alzheimer hastalığıyla ilişkilendirilen diğer bir B vitamini B12 vitaminidir. B12 vitamini eksikliği hissizlik, karıncalanma ya da ayaklarda yanma hissine neden olan, hasar görmüş sinir işleviyle sonuçlanabilir ve bu hasar görmüş sinir işlevi yaşlılıkta Alzheimer hastalığını taklit edebilir. B12 vitamini eksikliğinin yaşlılıkta oldukça yaygın olduğuna ve bu gruptaki insanlarda depresyonun nedeni olduğuna inanılmaktadır.

Çeşitli araştırmacılar, B12 vitamini düzeyinin yaşla birlikte düştüğünü ve altmış beş yaş ve üstü insanların yüzde üçü ila kırk ikisinde görüldüğünü bulmuşlardır. B12 vitamini eksikliği teşhisini, yaşlılığın erken evrelerinde koymak önemlidir. Çünkü kolayca tedavi edilebilir ve eğer tedavi edilmeden bırakılırsa nörolojik ve bilişsel işlevin hasar görmesine neden olabilir.

Demans yaşayan her insanda (özellikle yaşlı insanlarda), B12 düzeylerini ve aktivitesini ölçmek çok önemlidir.29"32 B12 vitamini desteği, düşük B12 vitamini düzeylerinden kaynaklanan hasar görmüş zihinsel işlevi durdurarak çok büyük bir yarar sağlamıştır.27 Geniş araştırmalardan birinde, düşük B12 vitamini düzeyinden kaynaklı zihinsel hasar olgularının yüzde altmış birinde tam bir iyileşme sağlanmıştır. Tedaviye cevap vermeyen yüzde otuz dokuzunun büyük olasılıkla uzun süreli B12 vitamini eksikliği vardır.

Çeşitli araştırmalar göstermiştir ki deneylere en iyi cevabı verenler, altı aydan kısa bir süredir hasarlı zihinsel işlev belirtileri gösterenlerdir.27 Bir çalışmada, düşük serum kobalamin düzeyine sahip ve zihinsel işlevi hasarlı olduğu bilinen 18 kişiye B12 vitamini verilmiştir. Sadece, bir seneden daha az - ^üredir belirtiler gösteren hastalar geliş-. sermiştir.34 Yaşlılarda, teşhisin önemi seviyedeki B12 düzeylerinin düzel-alınmamalıdır.

malarında, serumunda düşük B12 vitamin düzeyleri ve B12 vitamini eksikliği büyük oranda yaygındır.27 35"37 B12 vitaminin ve/veya folik asidin desteklenmesi, bazı hastalarda tam bir iyileşme sağlayabilir. Ancak Alzheimer hastalığının belirtilerini altı aydan fazla süredir gösteren hastalarda genellikle az gelişme görülür. Uzun süreli düşük B12 vitamini düzeylerinin, desteğe cevap vermeyen geri dönüşsüz değişimlere neden olduğu varsayılmıştır.

B12 vitamini çeşitli formlarda kullanılabilir. En yaygın formu siyanokobalamindir. Fakat B12 vitamini insan bedeninde sadece iki formda aktiftir: Metilkobalamin ve adenozil-kobalamin. Metilkobalamin ve adenozilko-balamin emilim esnasında aktif olduğunda, siyanokobalamin, ya metilkobalamin ya da adenozilkobalamine dönüştürülmelidir. Bu durum, vücut siyanokobalaminden siyanid molekülünü çıkardığında ve ya metil ya da adenozil grup eklediğinde ortaya çıkmaktadır (bu süreçte üretilen siyanid miktarı son derece azdır). Bu durumun ortaya çıkma oranı, yaşlı nüfusta B12 vitamini sorunlarını tetikleyen yaşla birlikte azalabilir.

Çinko

Çinko eksikliği, yaşlılarda besin eksikliklerinden en yaygın olanıdır ve Alzheimer hastalığının gelişiminde büyük bir rol oynadığı öne sürülmüştür.38 Çinko içeren enzimler DNA replikasyon, onarım ve transkripsiyonunda rol oynayan enzimlerdir. DNA, hücresel işlevler ve hücre replikasyonu için kopya görevi gören genetik bir özdür. Demansın (muhtemelen uzun süreli çinko yetersizliğinden kaynaklanan), düzgün DNA işlevini destekleyen önemli enzimlerin yetersiz ya da hatalı aktivitesinin yol açtığı etkilerin birikimini temsil ettiği düşünülmektedir.39 Buna ek olarak çinko, süperoksit dis-0mütazın da dahil olduğu birçok antioksidan enzim tarafından gerekli bulunur. Sonuç, sinir hücrelerinin yıkımı ve nörofibriller yumakların ve plakların oluşumu olabilir. Alzheimer hastalarının beyinlerindeki çinko düzeyi ve beyin-omurilik sıvıları belirgin bir şekilde düşüktür.

Çinko desteği, AH tedavisinde iyi sonuç¬lar verir. Bir çalışmada, Alzheimer hastası on kişiye günde 27 mg çinko (çinko aspartat olarak) verilmiştir. Hafıza, anlama, iletişim ve sosyal ilişki anlamında sadece iki hasta gelişme gösterememiştir. Yetmiş dokuz yaşındaki bir hastada, ailesi ve tıp personeli ta¬rafından sonuç "inanılmaz" olarak değerlendirilmiştir.40 Ne yazık ki, çinko tedavisinin etkileyici sonuçlarını devam ettirmek, bilim¬sel çevrelerin pek fazla ilgisini çekmemiştir.

Fosfatidilkolin

Alzheimer hastalığı, düşük asetilkolin düzeyleriyle tanımlandığından ve fosfatidilkolin (lesitinin ana bileşeni) normal hastaların beynindeki asetilkolin düzeylerini yükselte-bildiğinden, fosfatidilkolin 4esteğinin Alzheimer hastalarına yarar sağlayacağı sonucuna varılabilir. Ancak, Alzheimer hastalığının temel eksikliği asetil transferaz enziminin hasar görmüş aktivitesine bağlıdır. Bu enzim, nörotransmitter olan asetilkolini oluşturmak için kolin (fosfatidilkolin tarafından üretilir) ile bir asetili birleştirir. Daha fazla kolin üretimi ana enzimin aktivitesini yükseltmeyeceği için, fosfatidilkolin desteği çok yarar sağlamaz.

Fosfatidilkolin kullanarak yapılan klinik çalışmalar sonucunda hayal kırıklığı yaşanması sürpriz değildir. Normal insanlar ve Alzheimer hastalarında fosfatidilkolin desteği üzerine yapılan çalışmalar, hafıza üzerinde tutarsız gelişmeler sergilemiştir.41"43 Bu çalışmalar, küçük bir örnek grubunda fosfa tidilkolinin düşük dozuyla ve yetersiz bir plan dahilinde yapılmış olmakla eleştirilmiştir. Kaliteli çalışmaların eksikliği, fosfatidilkolinin ne derece yardımcı olabileceği konusunda değerlendirme yapmayı zorlaştırmaktadır
Hafif ve orta şiddet arası demans yaşayan bir hastada, yüksek kalite fosfatidilkolin preparati kullanımı denemeye değerdir. Günlük 15 ila 25 gram kadar bir dozda fosfatidilkolin gereklidir. 2 haftada kayda değer bir gelişme yaşanmazsa, fosfatidilkolinin bu dozu, pahalı olduğundan ve mide bulan¬tısı gibi yan etkileri de beraberinde getirdi¬ğinden kesilmelidir.

Fosfatıdılserın

Fosfatidilserin, beyin hücre zarlarının bü¬tünlüğünün ve akışkanlığının sağlanmasında önemli rol oynar. Normal olarak beyin ye¬terli düzeyde fosfatidilserin üretebilir. Ancak folik asit ve B12 vitamini ya da esansiyel yağ asitleri eksikliği varsa beynin yeterli fosfatidilserin üretmesi mümkün değildir. Beyindeki düşük fosfatidilserin düzeyleri, yaşlılıkta hasarlı zihinsel işlevle ve depresyonla ilişkilendirilebilir.
Fosfatidilserinin birincil kullanımı, Alzheimer hastalığını da kapsayan, yaşlılıktaki hasar görmüş zihinsel işlev ve/veya depresyon tedavisindedir.

Bugüne kadar, yaşa bağlı bilişsel gerileme, AH veya depresyon tedavisinde fosfatidilserin kullanıldığı on bir çift kör araştırma yapılmıştır. Bu araştırmalardan iyi sonuçlar elde edilmiştir. Geniş bir araştırmada, orta şiddet üzeri düzeyde 494 yaşlı hastanın tamamına, altı ay boyunca, ya fosfatidilserin (günde üç kere 100 mg) ya da plasebo verilmiştir. Hastaların, çalışmanın başlangıcında ve sonunda, zihinsel performansları, davranışları ve ruhsal durumları değerlendirilmiştir. Fosfatidilserin uygula¬nan grubun zihinsel işlevinde, ruhsal hallerinde ve davranışlarında, istatistiksel olarak önemli gelişmeler kaydedilmiştir.

L-Asetilkarnitin

Karnitin, uzun zincirli yağ asitlerini, hücrelerdeki enerji üretim ünitelerine (mitokondri) taşımaktan sorumlu, vitamin benzeri bir bileşiktir. 1980 ve 1990 yıllarında, karniti-nin özel bir formu olan L-asetilkarnitin (LAC), Alzheimer hastalığı, yaşa bağlı depresyon ve hafıza gerilemesi tedavisinde bir¬çok araştırmanın konusu olmuştur. LAC, asetik asit ve karnitinin birbirine bağlı oldu¬ğu bileşik bir moleküldür. LAC'ın üretimi doğal olarak beyinde oluşur. Dolayısıyla, LAC'ın karnitine karşı etkisinin büyüklüğü kesin olarak bilinemez. Ancak, beyni içeren durumlarda, LAC'ın karnitinden çok daha etkili olduğu düşünülmektedir.54 55

LAC ve asetilkolin arasındaki yapısal benzerlik, araştırmacıların LAC'ı Alzheimer hastalığı tedavisinde test etmelerine sebep olmuştur. Araştırmacılar, son olarak, LAC'ın gerçekten asetilkoline benzediğini ve sadece erken evre Alzheimer hastalığının tedavisinde değil aynı zamanda depresyona giren ya da hasara uğramış zihinsel işlevleri olan yaşlı insanlarda da yarar sağladığını göstermişlerdir.55 LAC'ın, aynı zamanda hücre zarını dengelediği, beynin hücrelerinde güçlü bir antioksidan etkisi yarattığı, beyin hücrelerinin enerji üretimini geliştirdiği ve asetilkolin işlevini taklit ettiği ya da iyileştirdiği gösterilmiştir.56

Alzheimer hastalığının gelişimini durdur¬mak için LAC kullanımının sonuçları önemlidir. Çalışmalar mükemmeldir ve iyi kontrol edilmişlerdir.54 5759 Alzheimer hastalığı olan 130 hastaya bir yıldan daha fazla bir sü¬re bir plasebo ya da LAC (günde 2 kere, 2 gram) verilmiştir.59 Hastalar değerlendirme dereceleri, bilişsel işlev testleri, hafıza testleri ve hekim değerlendirmeleri gibi on dört farklı sonuç ölçeğine göre değerlendirilmişlerdir. LAC alan grup tüm değerlendirme so¬nuçlarında en iyi sırada yer almıştır.

LAC'ın yarar sağlayabilmesi için, hafıza gerilemesinin Alzheimer hastalığında olduğı kadar şiddetli olması gerekmez. Hafif zihin sel gerileme görülen 236 yaşlı insan üzerin de yapılan çift kör araştırmada (detaylı klı nik değerlendirmeyle açıkça görülür), gün de 1,500 mg LAC kullanan grubun zihinse işlev, özellikle hafıza ve anlamsal düşünme yapılarında önemli gelişmeler görülmüştür

SENDE YORUM YAP!

Whatsapp